Eser Eyüboğlu: "Oyunculukta donanım şart"

Eser Eyüboğlu: “Oyunculukta donanım şart”

Posted by

Akşam Gazetesi’nden Merve Yılmaz Oruç’un röportajı…

Gönül Dağı çekimleriniz nasıl gidiyor?

Dizi çekimlerimiz yoğun ve gayet iyi gidiyor. Emeklerimizin bize insanlar tarafından olumlu tepkilerle dönmesi, heyecanımızı ilk günkü gibi muhafaza etmemizi sağlıyor.

Gönül Dağı dizisi çok sevildi…

Uzun yıllardır havuzlu villaların soğukluğuna maruz kalan insanımızın elinden tutup, gönüllerini bozkırın ateşiyle ısıttığımız bir süreç oldu sanırım. Herkesin kendi ekranına hapsolup yalnızlaştığı günümüzde, onlara insanın sosyal bir varlık olduğunu tekrar hatırlattığımıza inanıyorum.

Bu rolü kabul etmenizde canlandıracağınız karakter etkili olmuş muydu?

Selami karakterine müzisyen dememiz doğru olmayabilir. Küçük yaşlarından itibaren kalbinde müzik olan, babasının engellerinden ötürü müziği diline taşıyamayan biri. Zamanla bu yeteneğini eyleme dökebilecek kadar ısrarcı olması, onu bu alanda başarılı kılıyor. Bu rolü kabul etmemde müziğin etkisi yok. Müzik, karaktere ve projeye hizmet ettiği sürece elimden gelenin en iyisini yapmak gayretindeyim. Müzik, Eser Eyüboğlu’nun hayatının bir parçası. Selami ve Eser’i ayırabilmek gerek.

Ama müziğin içinde olduğu işleri seviyorsunuz sanırım…

Birçok sanat dalı birbiriyle ilintilidir. Özellikle tiyatro, içinde birçok alan barındırır. Oyuncu sıvı olmalıdır; konduğu kabın şeklini almalı. Bunun için de donanımlı olmak zorunda. Müzik, dans, akrobasi vb. konularda yeterli olmalıdır ki sınırlarını geniş tutabilsin. Gönül Dağı’nda şarkıcılık yönüm öne çıktı. Bir sonraki projemde neden dansçı olmayayım.

Herhangi bir proje size geldiğinde hangi kriterlere göre değerlendirmelerde bulunuyorsunuz?

İlk dikkat ettiğim husus, bana olan uygunluğu. Her daim altından kalkıp kalkamayacağımı sorgularım. Ekonomik sebeplerden ötürü her projeyi kabul etmek doğru bir yol değildir benim için. Bir oyuncunun kötü sergilediği bir performans, ilerde yapacağı güzel işler için pranga etkisi yaratır.

Sizi TV ekranlarında uzun süredir görüyoruz, tiyatroya sanırım ara verdiniz… Var mı tiyatro ile ilgili yakın zamanda planlar?

Birkaç yıldır tiyatro sahnesinden uzağım. Bir oyun sahneye koyalım dedik, pandemi duvarına çarptık. Bırakın tiyatroyu, sokağa çıkamaz hale geldik. Tam o dönemde Gönül Dağı dizisiyle evden çıktım; İstanbul’dan dört yüz kilometre uzağa. Bu süreçte iki de oğlum oldu. Dolayısıyla böyle bir tempo içinde tiyatro sahnesiyle ilgili düşüncelerime biraz ara vermek zorunda kaldım.

Film setlerine bir dönüş olacak mı?

Bu günlerde Soygun adlı sinema filminin çekimlerine başladık. Projenin hem senaristi hem de yönetmeni olan Sinan Biçici’yle güzel bir yolculuğa çıktık. Senaryosunu ilk okuduğum an heyecanlandığım, hayat vereceğim karakterle de iyi anlaşabileceğimi düşündüğüm bir proje Soygun.

Müzik benim için iyi bir dost

“Müzik, Eser Eyüboğlu’nun hayatının bir parçası” dediniz. Yolunuz nerede kesişti? Neden müzik ile devam etmediniz?

Bu alanda kendi kendimi eğittim diyebilirim. Ailemin ilgisinden ötürü çok erken yaşlarımda tanıştım müzikle. Canımı sıkan, keyfimi kaçıran, beni neşelendiren, heyecanlandıran her an müziğe sarıldım. İyi bir dosttu müzik. Satmazdı beni, yalnız bırakmazdı. Müzikle devam etseydim, ilişkimizi daha profesyonel bir boyuta taşımak zorunda kalacaktım. Profesyonellik de insana bir sürü stres yüklediği için, ilişkimiz bozulmasın istedim. Oyunculuk mezunuyum. Lisansım bu yönde ve tabii ki önceliğim de. Müzik, oyunculuk yolculuğumda beni destekleyen bir dost.

Siz kendinizi nerede hissediyorsunuz? Bir yandan devam eden projeler ile oyunculuk diğer taraftan müzik…

Anda hissediyorum kendimi. Her şeye ağır anlamlar yükleyip, o ağırlıklar altında ezilmeye niyetli değilim. Hayatın bana sunduklarına şükredip, buna göre yaşamak bana her zaman iyi gelmiştir. Layıkıyla icra edebildikten sonra, oyunculuk da, müzik de kabulüm.

Youtube sayfanıza yüklediğiniz videoları gördüm. Albüm yapmanızı isteyen oluyor mu? Ya da sizin böyle bir düşünceniz olur mu?

Youtube sayfama gereken özeni gösteremiyorum. Gerek çekimler, gerekse bebek bakıcılığı görevim beni oradan bir parça koparttı. Şikâyetçi değilim. Şu anda bambaşka deneyimlere sahip oluyorum ve bunların ekonomik bir karşılığı yok. Albüm yapmamı isteyen çok… Sağlığım izin verdiği müddetçe bunu yapmama engel teşkil eden herhangi bir durum yok. Bugüne kadar severek yaptığım bir şeyi gelecek nesillerin beğenisine sunmak isterim elbette.

Kardeşiniz de müzisyen… Birlikte bir çalışma yapmayı düşündünüz mü?

Ezgi oldukça iyi bir vokal. Onunla birlikte kaydettiğimiz türkülerden çok keyif alıyorum. Küçük yaşlarımızdan itibaren hep aynı havayı soluduğumuz için, birbirimizi iyi anlıyor, müşterek noktada buluşabiliyoruz. Bu yüzden aramızdaki uyum kaçınılmaz. İlerde bir gün, birlikte bir çalışma yapmaktan büyük heyecan duyarım.

Türkü söylemeyi seviyorsunuz… Türküler size ne hissettiriyor?

Türkülerdeki samimiyeti, günümüzde dinlediğimiz birçok eserde bulamıyoruz. Dünyanın hızına yetişme gayretinde olan birçok sanatçı, samimiyetten uzak eserler üretiyor. Her daim samimiyetten yana olduğum için türküler en iyi arkadaşlarımdır. Beni anlayan, beni anlatabildiğim sırdaşlarımdır.

Sesinizle ilgili aldığınız en güzel yorum hangisiydi?

Youtube kanalımdaki videolarımdan birinin altında şöyle bir yorum okudum: “Sesiniz sarı leblebilerle dolu bir kâsede denk gelinen Antep fıstığı gibi.” Basit gibi görünen, yüzümde tebessüm oluşturan derin bir yorumdu.

Onların yanında yorgunluğu unutuyorum

Mesleğiniz dışında size çok farklı bir sorumluluk yükleyen bir rolünüz daha var ki o da baba olmak olmalı. Baba olmak hayatınızda neleri değiştirdi?

Çok teşekkür ederim. Bir anda iki evlat sahibi olmak, hayatımdaki en köklü değişimi yarattı. Bugüne kadar kendim ve eşim Zeynep için planlar yapıp uygularken, şu anda tüm hayatımız oğullarımıza endeksli. Henüz on aylıklar, zorlukları var muhakkak. Fakat bize hissettirdikleri pozitif duygular yanında yorgunluğumuzdan bahsetmemiz yakışık almaz. İyi ki varlar.

Yoğun bir çalışma temponuz var… Setten çıkıp onların yanına geldiğinizde ne hissediyorsunuz?

Her zaman yanlarında olamadığım için, ilk karşılaştığımız anlarda ikisinin de kokularını birer birer ciğerlerimin her köşesine çekip dolduruyorum. İşte o an yorgunluk kelimesinin anlamını dahi unutuyor insan.

Onlara ninni söylüyor musunuz?

Evlatlarıma ninni söylüyorum tabii. Ninnilerin halk müziği, sanat müziği gibi versiyonlarını bile söylüyorum onlara. Bir yandan da göz ucuyla bakıyorum hangi versiyona daha güzel tepki veriyorlar diye. Henüz hangi versiyonu sevdiklerini pek anlamadım ama sesime verdikleri tepkiden memnunum. Bence seviyorlar.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.